24 Eylül 2012 Pazartesi

Altın Koza'nın Düşündürdükleri...


* Yarışmadaki filmlerde kurmaca/belgesel ayrımı iyice muğlaklaşmış görünüyor. Anadilim Nerede? (Veli Kahraman),  Aziz Ayşe (Elfe Uluç) ve Devir (Derviş Zaim) belgesel özellikleri taşıyan ama bunlarla kurmaca hikayeleri harmanlayan filmler; Siirt’in Sırrı (İnan Temelkuran ve Kristen Stevens) klasik anlamda bir belgesel. Babamın Sesi ise kurmaca yanı daha ağır basan ama karakterlerin aslen kendilerini oynadıkları bir film.
* Devir Derviş Zaim sinemasında oldukça ilginç bir yer edinecek gibi görünüyor. Bir yandan Zaim’in araştırmacılığı, geleneksel kültüre ilgisi ve geleneksel öğeleri sinema ile buluşturma çabası önceki filmleriyle bir devamlılık oluşturuyor. Ancak, sanki belgesel yapısında çok daha rahat çalışmış ve bu serbest üslup çok daha verimli olmuş gibi görünüyor. Film, doğa-insan ilişkisini irdelerken pagan (şaman) ritüellerin gittikçe daralan bir ‘medeniyet/kapitalizm’ kuşatması içinde nasıl yok olduğunu anlatıyor.
* Yarışmadaki çoğu filmin ses tasarımı oldukça etkileyiciydi. Sinemanın yalnızca görsel değil, işitsel-görsel (audio-visual) bir sanat olduğu düşünüldüğünde, ses konusuna özenli bir yaklaşım Türkiye Sinemasında uzun süredir eksikliği hissedilen bir durumdu. Daha da sevindirici olan, Anadilim Nerede?, Yeraltı, Babamın Sesi ve Rüzgarlar gibi filmlerin yalnızca iyi bir ses tasarımıyla yetinmeyip ses meselesinin daha da derinlerine dalması ve bu konu üzerine hem anlatısal hem de anlatımsal açıdan kafa yorması.
* Önceki madde göz önüne alındığında Festival ödüllerine En İyi Ses Tasarımı’nı da ekleme vakti gelmiş gibi görünüyor.
* Ses konusu özellikle yeni dönem Kürt sinemasında önemli bir etken ve sanki, sessizleştirilmiş bir halkın farklı bir ifade aracı arayışının da bir parçası. Yalnızca bu yıl gösterilen filmlerde bile bu öne çıkan bir özellik. Mizgin Müjde Arslan, bu yıl İstanbul Film Festivali’nde yarışan belgeseli Ben Uçtum, Sen Kaldın’da babasının ses kayıtlarını kullanmıştı. Aynı şekilde Babamın Sesi, yönetmenlerden biri olan Zeynel Doğan’ın babasının gönderdiği ses kayıtlarından hareketle yazıldı. Anadilim Nerede?’de Mustafa Kahraman dilini yok olmaktan kurtarmaya çalışırken eski ses kayıtlarına başvuruyor. Rezan Yeşilbaş’ın Cannes’da Altın Palmiye kazanan kısası Bé Deng (Sessiz) de, adından da anlaşılabileceği gibi, ses, dil ve varoluş arasındaki ilişkiyle ilgileniyor. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder