31 Mart 2012 Cumartesi

SÜRPRİZ GELİŞMELER

Az önce, fetivalin ‘Genç Ustalar’ kuşağındaki filmlerden biri olan İranlı Morteza Farshbaf’ın ilk uzun metrajlısı Yas’ı (Soog) izledim. Filmden sonra Fatih Özgüven’ın yönetmenle yaptığı söyleşide Farshbaf, beş yıl boyunca Abbas Kiarostami’nin öğrencisi olduğunu söyledi. Bense, film boyunca, özellikle senaryonun Ashgar Farhadi’yi anımsattığını düşünmüştüm. Farshbaf’ın filmindeki olaylar da About Elly (2009) ya da Bir Ayrılık’dakine (2010) benzer şekilde gelişiyor. Beni bu yapıda özellikle düşündüren şey, her iki yönetmenin de, Hollywood jargonunda ‘twist’ diye adlandırılan sürpriz gelişme anlayışından ne kadar farklı bir yaklaşımla izleyiciyi şaşırttıkları. Ve bu iki sürpriz biçiminin aslında ne kadar farklı dünya görüşlerine denk geldiği: küreselleşmiş baskın ana akım sinemada ‘sürpriz gelişme’ genellikle karakterlerin birbirine oynadıkları oyunlara, kurnazlıklara, kuyu kazmalara, iki yüzlülüklere vs. denk gelir. Sonunda bu filmlerin ağızımızda bıraktığı tat, ‘Bu dünyada kimseye güvenmeyeceksin, gözünü hep dört açacaksın, herkesden daha uyanık olacaksın!’a denk gelir. En rahatsız edici olan ise, tüm bu oyunların ‘zeka’ olarak tanımlanması ve ‘başarı’nın da bu tür bir zeka anlayışı ile doğru orantılı tarif edilmesi. Oysa, Farhadi ya da Farshbaf gibi yönetmenlere geldiğimizde bizi şaşırtan şey kendimizle ne kadar meşgul olduğumuzu, algımızın ne kadar kendi içimize ya da yakın çevremize odaklanmış olduğunu fark etmemizden kaynaklanıyor sanki. Dolayısıyla bu filmler bizi -en kaba tabiriyle- ‘büyük resmi’ görmeye davet ediyorlar. Burada söz konusu olan, dolandırıcı ve kurnaz bir aklın yüceltilmesinden ziyade kendi dışına çıkabilmenin gerekliliğini vurgulamak sanki...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder